Son Dakika


Hiç kuşkusuz Üniversite Yönetmek Güçle Değil, Adaletle Mümkündür.
Deprem Acısı Üzerinden En Küçük Bir Şüphe Bile Milletin Vicdanını Yaralar
Ağrı’da geniş kapsamlı değerlendirme toplantısı: Eğitimden spora, altyapıdan turizme birçok konu ele alındı
AĞRI’DA SPOR DEVRİMİ! OKULLAR GENÇLİĞİN VE SPORUN KALBİ OLUYOR
Bakan Gürlek: Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 29 şüpheli tespit edildi
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 30 ilde operasyon

Üniversiteler; şehirlerin, bölgelerin ve ülkenin geleceğini inşa eden ilim yuvalarıdır. Akademisyenin memleketi, siyasi görüşü, etnik kökeni veya hemşehrilik bağı değil; bilgisi, üretkenliği ve liyakati esas alınmalıdır.
Bir üniversitenin gerçek itibarı ortaya koyduğu adalet anlayışıyla ölçülür. Akademisyenlerin korkuyla değil özgürce ürettiği, liyakatin kişisel yakınlıkların önüne geçtiği kurumlar geleceği inşa eder.
Son günlerde Iğdır Üniversitesi ile ilgili kamuoyuna yansıyan haberlerde, bazı Ağrılı akademisyenlere yönelik mobbing, ayrımcılık ve baskı uygulandığı yönünde ciddi iddialar gündeme gelmektedir.
İddiaların ciddiyeti bile tek başına, ilgili kurumların şeffaf ve tarafsız bir inceleme yürütmesini gerekli kılmaktadır.
Hiç şüphesiz birkaç akademisyenin mağduriyeti ile birlikte, burada devlet üniversitesinde hukukun, liyakatin ve akademik özgürlüğün yara alması kabul edilebilir bir durum değildir.
Tabiki burada ki sessizlik’te kabul edilemez.
Çünkü cevap verilmeyen her iddia büyür, kuruma duyulan güveni zedeler ve kamu vicdanında soru işaretleri oluşturur.
Hiç kimse doğduğu şehir nedeniyle ayrıcalık göremez. Ama hiç kimse de doğduğu şehir nedeniyle dışlanamaz. Bir akademisyenin memleketi değil, bilimsel yeterliliği değerlendirilmelidir. Üniversite yönetimleri bunun güvencesi olmak zorundadır.
Bugün kamuoyunun beklediği şey polemik değil, gerçektir.
Ortada mobbing iddiaları ciddiyetini korumaktadır.
Bu durum kesinlikle YÖK yönetimi tarafından bağımsız ve tarafsız şekilde araştırılmalıdır. Eğer ayrımcılık yapıldıysa sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir. Eğer iddialar gerçeği yansıtmıyorsa bu da belgeleriyle kamuoyuna açıklanmalıdır.
Üniversiteler hesap vermez kurumlar değildir. Kamu kaynaklarıyla ayakta duran her üniversite, millet adına yönetilmektedir. Bu nedenle yöneticilerin en temel sorumluluğu şeffaflık ve hesap verebilirliktir.
Buradan Yükseköğretim Kurulu’na ve ilgili denetim makamlarına açık bir çağrıda bulunuyorum:
Kamuoyuna yansıyan iddialar gecikmeksizin incelenmeli, hiçbir akademisyen kimliği, memleketi veya düşüncesi nedeniyle baskıya uğramamalıdır. Sessizlik, iddiaları ortadan kaldırmaz; aksine büyütür.
Adaletin olmadığı yerde bilim gelişmez. Bilimin gelişmediği yerde ise ne üniversite büyür ne de ülke kazanır.
Gerçekler araştırılmalı, sorumlular ortaya çıkarılmalı ve üniversiteler yeniden bilimin, liyakatin ve adaletin yuvası haline getirilmelidir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; önyargılar değil hakkaniyet, ayrımcılık değil eşitlik, baskı değil akademik özgürlüktür. Üniversitelerimizin gerçek gücü de tam olarak burada yatmaktadır.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
14 Temmuz 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, ÜNİVERSİTE
14 Temmuz 2026 Dünya, Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
01 Temmuz 2026 Dünya, Genel, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler
26 Şubat 2025 Dünya, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler