logo

reklam

Deprem Acısı Üzerinden En Küçük Bir Şüphe Bile Milletin Vicdanını Yaralar


facebooktwittergoogle plus
A Servet ASLAN
servet04@gmail.com

Ahbap dedik,
Yolsuz Ahmak Çıktı..

Kızılaya iftira atan Haluk Levent neredesin sesin soluğun çıkmıyor.

Rabbimiz şöyle buyurur:

“Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ, 4/58)

Unutulmamalıdır ki; afet günlerinde yapılan yardımlar sadece maddi destek değil, milletimizin birbirine duyduğu güvenin de en kıymetli göstergesidir. O güveni korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Enkazın Altında Kalan Sadece Binalar Değildi, Vicdanlarımız da İmtihan Edildi

6 Şubat depremleri, tarihimizin en büyük acılarından biri olarak hafızalara kazındı. O gün milyonlarca insan, siyasi görüşünü, dünya görüşünü ve bütün farklılıklarını bir kenara bırakarak tek yürek oldu. Devlet kurumları, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve isimsiz kahramanlar; can kurtarmak, bir yaraya merhem olmak için gece gündüz mücadele etti.

Böylesine büyük bir felaketin ardından milletimizin en kıymetli emaneti, yardımlaşma ruhu ve birbirine duyduğu güvendir. İşte bu yüzden, yardım faaliyetleriyle ilgili ortaya atılan her ciddi iddia, sadece bir kurumun veya bir kişinin değil, milletimizin ortak vicdanının meselesidir.

Depremde verilen bağışlar; zenginliğin değil, fedakârlığın eseridir. Emeklinin maaşından ayırdığı birkaç lira, öğrencinin harçlığından verdiği destek, esnafın kazancından yaptığı katkı, işçinin alın teriyle kazandığı ekmek parasıdır. O emanetin tek bir kuruşunun bile amacı dışında kullanıldığı ortaya çıkarsa, bunun hesabı yalnızca mahkemelerde değil, milletin vicdanında da sorulur.

Hiç kimse; adı, şöhreti, siyasi desteği veya toplumdaki itibarı nedeniyle eleştiriden ve hukukun denetiminden muaf değildir. Aynı şekilde, hiçbir kimse de hakkında ileri sürülen iddialar kesinleşmeden peşinen suçlu ilan edilmemelidir. Adalet; öfkeyle değil, delille hükmeder.

Ne yazık ki son yıllarda afetler bile zaman zaman siyasi tartışmaların konusu hâline getirildi. Oysa felaket günleri; ayrışmanın değil, dayanışmanın günleridir. Devleti ve sivil toplumu birbirine rakip göstermek de, herhangi bir kurumu sorgulanamaz görmek de doğru değildir. Milletin emaneti söz konusu olduğunda herkes aynı ölçüde şeffaf ve hesap verebilir olmak zorundadır.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; sloganlar değil, hesap verebilirliktir. Alkış değil, denetimdir. Algı değil, hakikattir. Çünkü güven bir defa yıkılırsa, enkazdan daha ağır bir yıkım ortaya çıkar. O güveni yeniden inşa etmek ise yıllar alır.

11 ilimizi yerle bir eden depremin ikinci gününden itibaren arkadaşlarımızla birlikte sahadaydık.
Birçok ülkenin coğrafyasından daha büyük olan deprem bölgesinde devlet, bütün kurum ve kuruluşlarıyla sahadaydı.
Muhafazakâr kesim; yardım dernekleri, ilim irfan vakıfları ve isimsiz binlerce gönüllüsüyle sahadaydı.
Sahada olanlar; mallarıyla, canlarıyla, varlıklarıyla ve dualarıyla kan ter içinde koşuştururken…
Seküler kesim ise klavye başında; siyasi hesaplaşma ve algı oluşturma peşindeydi.
Oturdukları yerden “Devlet sahada yok.” algısını oluşturdular…
Ahbap çavuş ilişkisiyle paralel bir yapı kurdular.

Kurdukları bu paralel yapı; devletin itibarını hedef alan sistematik olumsuz algı oluşturmanın…
Yardım etme duygusuna sahip, vicdanlı; ancak siyasi önyargılarla hareket eden yüz binlerce insanın paralarını kapmanın peşindeydi.
Sonunda, depremzedelere yardım toplayan devleti güvenilmez göstermeye çalışıp, kurdukları paralel yapı üzerinden ahbap çavuş ilişkisiyle milyarlarca lira yardım topladılar.
Deprem bölgesinde muhafazakâr yardım kuruluşları canla başla çalışırken…
Onlar masa başında oturup, ahbap çavuş ilişkisiyle birbirlerine methiyeler dizdiler.
Ve en acısı…
Kumar bağımlısı olduğunu bildikleri bir adamı, koca devlete alternatif göstermeye kalktılar.
Yüz binlerce insanın deprem yardımı niyetiyle yaptığı bağışların; kumar ve ahlaksızlık benzeri aşağılık faaliyetlerde kullanıldığına ilişkin iddialar ortaya çıkınca…
Siyasette yaptıkları gibi, yine birbirlerini satmaya başladılar.
Bu kafayla gelip Türkiye’yi yöneteceklerine inanıyorlar.

Afet günlerinde en büyük ihtiyaç güvendir. Güven bir kez sarsıldığında kaybeden sadece bağış yapan insanlar değildir; bir sonraki felakette yardım bekleyecek masum insanlar da bunun bedelini öder. Bu sebeple yardım faaliyetlerinde tam şeffaflık, bağımsız denetim ve hesap verebilirlik tartışılmaz bir zorunluluktur.
Rabbim bir daha böyle felaketler göstermesin Amin
Akın Karaman

 

 

Share
38 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Hiç kuşkusuz Üniversite Yönetmek Güçle Değil, Adaletle Mümkündür.

    14 Temmuz 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, ÜNİVERSİTE

      Üniversiteler; şehirlerin, bölgelerin ve ülkenin geleceğini inşa eden ilim yuvalarıdır. Akademisyenin memleketi, siyasi görüşü, etnik kökeni veya hemşehrilik bağı değil; bilgisi, üretkenliği ve liyakati esas alınmalıdır. Bir üniversitenin gerçek itibarı ortaya koyduğu adalet anlayışıyla ölçülür. Akademisyenlerin korkuyla değil özgürce ürettiği, liyakatin kişisel yakınlıkların önüne geçtiği kurumlar geleceği inşa eder. Son günlerde Iğdır Üniversitesi ile ilgili kamuoyuna yansıyan haberlerde, bazı Ağrılı akademisyenlere yönelik ...
  • Deprem Acısı Üzerinden En Küçük Bir Şüphe Bile Milletin Vicdanını Yaralar

    14 Temmuz 2026 Dünya, Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Ahbap dedik, Yolsuz Ahmak Çıktı.. Kızılaya iftira atan Haluk Levent neredesin sesin soluğun çıkmıyor. Rabbimiz şöyle buyurur: “Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ, 4/58) Unutulmamalıdır ki; afet günlerinde yapılan yardımlar sadece maddi destek değil, milletimizin birbirine duyduğu güvenin de en kıymetli göstergesidir. O güveni korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Enkazın Altında Kalan Sadece Binalar Değildi, Vicdanlarımız da İmtihan...
  • KÜLTÜR TURİZMİNDEKİ HAZİNE ABDAL GELENEĞİNİ ASIRLARDIR SÜRDÜREN “KÜMBET KÖYÜ!!!”

    01 Temmuz 2026 Dünya, Genel, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler

    Ali Genc Bilindiği gibi hiç hak etmediğimiz 1840-1920 ve 1933-89 arasında çarptırıldığımız 2. İlçelik prangasını yaşarken bize vurulan bu ilçelik zinciriyle nüfus ve yüz ölçüm yönünden bizim %20’miz hatta %10’umuz kadar, yani Aksaray ile kıyaslandıklarında köy gibi ilçelerle aynı kategoriye konduğumuzdan onlarca yıl lisemiz yoktu.!!! PARİS AKSARAY’IN YANINDA HALT ETMİŞ!!! Aksaray’da Lise olmadığından Aksaray Orta mektebini bitirenlerden imkânı olanlar Konya, Kayseri, Ankara ve İstanbul’a okumaya gidiyorlardı...
  • TİGAD’dan Çankırı Çıkartması

    26 Şubat 2025 Dünya, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    M. Nafiz Koca Kurulduğu günden bu yana yapmış olduğu güzel ve anlamlı çalışmalarıyla ülke kamuoyu ve gazetecilerin takdirlerini kazanan TİGAD faaliyetlerine bir yenisini daha ekleyerek gazetecilerin gönlündeki yerini perçinledi.Olağanüstü Genel Kurullarını yapmak amacıyla bir araya gelen TİGAD üyesi 110 Gazeteci Çankırı’ya adeta çıkartma yaptılar.Türkiye’nin dört bir yanından gelip Çankırı’da toplanan TİGAD’lılar genel kurullarının haricinde bir taşta iki kuş değil adeta kuş katliamı yaptılar Çankırı’da. 21 - 24 ...
Ağrı Manşet Ağrı Haber Sitesi Özgün ve Tarafsız Haber Anlayışıyla En Son Ağrı Haberleri