logo

reklam

“Milletvekili mi Üstün, Devlet mi?”


Okan GEÇGEL


 

Haber Detay Image

 

Bir milletvekili bu kadar aciz bir görüntünün içerisine düşmemeli, böylesine ağır bir ithamın sorumluluğunu taşıyabilecek bir açıklama yapmadan kamuoyunun karşısına çıkmamalıdır.

AK Parti Burdur Milletvekili Prof. Dr. Adem Korkmaz’ın, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan’ı kendisini tehdit etmekle suçladığı ve bu gerekçeyle Ankara’dan yakın koruma talep ettiği yönündeki haberler kamuoyunun gündemine bomba gibi düştü.

Şimdi sormak gerekiyor:

Devletin Valisinin bir milletvekilini tehdit ediyor iddiası ne demektir?

Bir milletvekili, kendi ilinin Valisini kendisi açısından güvenlik tehdidi olarak görüyorsa burada yalnızca iki kişi arasındaki bir anlaşmazlıktan söz edilemez. Burada devlet ciddiyeti, kamu yönetimi ve devlet kurumlarının itibarı açısından son derece önemli bir tablo ortaya çıkar.

Çünkü Vali, herhangi bir makamın sıradan bir memuru değildir. Vali, devletin ildeki temsilcisidir.

Dolayısıyla bir Valiyi kamuoyu önünde tehditkâr bir pozisyona yerleştiren bir iddia ortaya atılıyorsa, bunun çok ciddi delilleri ve açıklamaları olması gerekir.

Aksi halde ortaya çıkan tablo, devletin Valisini itibarsızlaştıran, dolayısıyla devletin temsil makamlarından birini tartışmanın merkezine çeken bir görüntü oluşturur.

Ben Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan ’ı yakından tanıyorum. Kendisi saygınlığı, devlet terbiyesi ve kişiliğiyle tanınan bir mülki idare amiridir. Üstelik bugün görevde bulunan iki kadın Vali’den biri olarak da önemli bir sorumluluk üstlenmektedir.

Bu nedenle, böylesine ağır bir itham karşısında insan ister istemez soruyor:

Nasıl bir anlaşmazlık yaşandı?

Hangi söz söylendi?

Hangi olay yaşandı?

Bir milletvekili neden kendi ilinin Valisini kendisine yönelik bir tehdit unsuru olarak görüyor?

Üstelik Burdur’da milletvekili ile Vali arasında geçmişten bu yana anlaşmazlıklar ve görüş ayrılıkları bulunduğu yönündeki iddialar da kamuoyunda konuşuluyorsa, meselenin bütün yönleriyle araştırılması gerekiyor.

Çünkü burada kişisel bir mesele varsa bunun devlet makamlarına taşınması doğru değildir.

Gerçekten bir tehdit varsa da bunun açık, somut ve hukuki delillerle ortaya konulması gerekir.

Sırf iktidar partisine mensup bir milletvekili diye bir Valinin hedef haline getirilmesi ve muhtemel bir siyasi baskıyla görevinden alınması ise çok daha vahim bir tablo ortaya çıkarır.

Bir düşünün…

Bir milletvekili, kendi ilinin Valisini hedef alıyor ve ardından Vali görevden alınıyorsa, vatandaşın aklına şu soru gelmez mi:

“Bu ülkede Vali devlet adına mı görev yapıyor, yoksa milletvekilinin siyasi gücüne göre mi görevde kalıyor?”

İşte asıl tehlike budur.

Devlet makamları kişisel hesaplaşmaların aracı haline getirilmemelidir.

Milletvekili de Vali de devletin ve milletin emanetini taşıyan makamlardır.

Hiçbir makam diğerini siyasi gücüyle sindirmemeli, hiçbir devlet görevlisi de kişisel çekişmelerin hedefi yapılmamalıdır.

Sayın Milletvekili ’ne de açıkça ifade etmek gerekir:

Milletvekilliği, yalnızca seçilmiş olmak değildir. Milletvekilliği aynı zamanda devlet ciddiyetini gözetme, kullandığı sözün ağırlığını hesap etme ve kamuoyuna karşı sorumluluk taşıma makamıdır.

Bu nedenle bir milletvekiline yakışan; devletin Valisini hedef göstermek değil, varsa yaşanan sorunu hukuk içerisinde çözmektir.

Eğer gerçekten tehdit varsa devletin bütün mekanizmaları zaten gerekeni yapacaktır.

Ancak ortada kişisel bir anlaşmazlık varsa, bunun bedelini devletin Valisine ödetmek kabul edilemez.

Çünkü devlet kişilerin üzerinde, makamların üzerindedir.

Ve unutulmamalıdır:

Bir Valinin itibarı zedelenirse yalnızca o Vali zarar görmez; devletin itibarı da yara alır.

Bu nedenle Burdur’da yaşanan bu olay bütün yönleriyle aydınlatılmalı, hiç kimse makamının gücünü diğer bir makamı itibarsızlaştırmak için kullanmamalıdır.

Devlet ciddiyeti tam da burada başlar.

Kalın Sağlıcakla…

Share
66 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+4 = ?
Ağrı Manşet Ağrı Haber Sitesi Özgün ve Tarafsız Haber Anlayışıyla En Son Ağrı Haberleri